Fast Food Kokain gibi!

Bu daha önce muhtemelen sizin de aklınızın ucundan geçmiştir; Nasıl olur da besleyici hiçbir özelliği olmamasına ve bizi şişmanlatmasına rağmen fast food yemeye devam ederiz? Yoksa içinde bizi bağımlısı yapan bir şey mi var?

Fast Food Kokain gibi!

Yapılan birçok çalışma, fastfood bağımlılığının bir uyuşturucu bağımlılığı kadar ciddi olduğunu göstermektedir. Fruktoz şurubu, monosodyum glutamat, hidrojenlenmiş bitkisel yağlar, rafine edilmiş tuz ve fast foodda bulunan diğer kimyasal katkı maddelerinin yüksek konsantrasyonu insan beyninde kokainle aynı etkileri yaratır.

Fareler üzerinde yapılan bir deneyde şeker bağımlısı olan farelerin, yeteri kadar şeker almadıklarında vücutlarında ve dişlerinde titremeler gözlemlenmiş. Ve tekrar yemeleri sağlandığında bir öncekinden daha fazla şeker tükettikleri kaydedilmiş. Texas Austin Üniversitesi’nden bilim insanları, sürekli abur cubur tüketiminin beyindeki motoru ve ödül sistemini düzenlemekten sorumlu olan striatum aktivitesini azalttığını belirtti. Diğer bir deyişle tıpkı bir uyuşturucu bağımlısı gibi, kafasını daha fazla “iyi” yapmak için daha çok fast food tüketecek.

İnsanlar fastfood yedikleri zaman beyinleri mutluluk hormonu olan dopamin üretir. Kilolu insanlarla yapılan testler, dopamin reseptörlerinin normal kilolu insanlara göre daha az hassas olduğunu göstermektedir. Onlar bu durumu tatmin etmek için daha fazla yerler ve bu durum sürekli kilo verme çabasına girdikleri bir kısır döngüye dönüşür

Oregon Araştırma Enstitüsü tarafından yapılan daha da endişe verici bir çalışma ise çikolata milkshake resimlerine ilk bakan ve daha sonra bunları içen çocuklar üzerinde beyin taramaları yaptı. Bulgular, tıpkı uyuşturucu kullananların ve alkoliklerin zamanla daha fazla doza ihtiyaç duymaları gibi normal dondurma yiyen çocukların da beynin ödül merkezlerinin memnun olduklarını belirtmeleri için daha fazla dondurma yemeleri gerekebileceğini ortaya koyuyor.

Şeker bağımlılığı ve bundan nasıl kurtulunur sorularıyla çok sık karşılaşıyorum. İki şey öneriyorum; öncelikle 21 gün hiç şeker tüketmediğiniz bir meydan okumaya girin. Burada yapabileceğiniz 10 madde sıralı;

1. Her gün 1-2 porsiyon taze meyve yiyebilirsiniz. Eğer isterseniz üzerlerine biraz toz tarçın serpiştirebilirsiniz.
2. Dondurma yapabilirsiniz. Mesela Trabzon Hurması ve Avokado ile. Meyveleri blenderdan geçirip Ikea da satılan dondurma kalıplarına doldurup buzluğa atabilirsiniz. Eğer meyve yemezseniz onun yerine 2 günde bir bu dondurmalardan yiyebilirsiniz.
3. Eğer canınız tatlı çekerse 2 adet kurutulmuş kayısı ya da hurma, yanında da 10 adet çiğ kaju ya da badem tüketebilirsiniz.
4. Akşamları meyve çayı mükemmel bir fikir.
5. Çay veya kahvenize asla şeker eklemeyin.
6. Asla tatlı yemeyin.
7.  Bal ve reçeller de 21 günlük planınıza dahil değil.
8. Eğer içinde ekleme şeker yoksa fıstık ezmesi tüketebilirsiniz.
9. Eğer tam tahıllı ev yapımı ekmeğiniz varsa ondan bir parça tüketebilirsiniz.
10. İçinde tatlandırıcı olan herhangi bir yiyecek ve içeceği tüketmeyin.

Birkaç gün geçtikten sonra canınızın artık şeker çekmediğini fark edeceksiniz. Gerçekten işe yarıyor. Bu canınızın çekmelerinden kurtulabileceğiniz bir diğer yol ise spor yapmak. Biraz vücudunuzu çalıştırın, göreceksiniz ki canınız daha fazla şeker istemeyecek.

Bu makaleyi romantik bir notla bitirmek istiyorum. Yeni başlayan bir aşk da kokainle aynı etkiyi yapıyormuş. Araştırmacılar, serotonin, dopamin ve norepinefrin hormonlarının da kokain kullanımındaki gibi romantik bir aşkın ilk evrelerinde önemli ölçüde salgılandığını keşfetti. Muhtemelen en sağlıklı bağımlılık budur!